Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmak Niyetiyle Sekine Duasının Okunuş Şekli


Share

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰ لِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ

Ehl-i Beyti Nebevî (asm) nâmına sadaka verilmeli, imkanı olan (Allah (cc)rızası için) kurbân kesmeli.

Dua Niyeti (bulaşıcı hastalıklardan korunmak)

İstiğfâr (اَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ) (7 defa) Kısa Meâli: “Allahım! Akıl-baliğ olduğumdan şu ana kadar Kur’an ve Hadîs’te geçen emirlere karşı yaptığım muhâlefetten ve Kur’an ve Hadîs’te geçen yasakları irtikab etmekten dolayı ciddi pişmanlık ve nedâmet duyarak hepsinden tevbe ediyorum. Senden af ve mağfiret istiyorum. Seyyiâtımı setr etmeni, dünya ve ahirette beni rezil ve rüsvay etmemeni, günahlarımdan dolayı beni muâheze etmemeni, Senden taleb ediyorum.”

Salevât-ı Şerîfe (اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ) (7 defa) Kısa Meâli:  “Ya Rabbi! Yanımızda elçiniz, dergâhında şefaatçimiz olan Hazret-i Muhammed (asm)’a ve O’nun Ehl-i Beytine rahmet et ki bize sirâyet etsin. O Zat-ı Ekrem (asm), kendisi için ve bizim için Senden ne istemişse, murad ve maksûdunu ver.”

Allâhu Ekber (اللّٰهُ اَكْبَرُ ) (10 defa) Kısa Meâli: “Allah, ilim ve kudreti cihetiyle her şeyden büyüktür. O, her şeyi bilir. O’nun her şeye gücü yeter. İlim ve kudreti, her şeyi muhittir. Hiç kimse ve hiçbir şey O’nun ilim ve kudretinin hâricinde olamaz. Tecelliyât-ı Zâtiyesi ile her şeyin ve herkesin yanında hâzır ve nâzırdır.”

 

(19 defa)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ *    فَرْدٌ   حَىٌّ   قَيوُّ مٌ  حَكَمٌ   عَدْلٌ   قُدُّوسٌ*    اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ

Kısa Meâli:  “Mabud-u bilhakk olan, yani hakkıyla kendisine ibadet edilen Allah’ın ismiyle başlarım.

Hayat, sem’ (her sesi işiten), basar (her şeyi gören), ilim, irâde, kudret, kelâm denilen yedi sıfâtıyla bütün âlemi idâre eden ve her şeyin rızkını veren Rahmân ismiyle başlarım.

Bin bir isim sâhibi olan, bâhusus şu dâr-ı dünyada insana karşı şefkat ve merhametini ziyadesiyle gösteren, hususân dâr-ı âhirette ehl-i iman ve tâate rahmetiyle muâmele eden Rahîm ismiyle her hayırlı işe, bâhusus bu dua ve niyazıma başlarım.

فَرْدٌ   حَىٌّ   قَيوُّ مٌ  حَكَمٌ   عَدْلٌ   قُدُّوسٌ

Ferdun (فَرْدٌ) : “O (cc) Zât-ı Akdes ki (cc), sıfat, esma ve ef’alinde şeriki ve ortağı olmayan (Allah’ım)”

Hayyun (حَىٌّ) : “O(cc), hayat sahibidir. Hayatı dâimidir, ezelî ve ebedîdir. Mevt ve fena, adem ve zeval O’na ârız olamaz.  Bütün alem, O’nun hayatıyla hayat bulur; O’nun öldürmesiyle de ölür. Her şeyin hayat ve ölümü O’nun elinde olan (Allah’ım)”

Kayyûmun (قَيوُّ مٌ  ) : “O (cc), zâtıyla kâimdir. Vücud ve bekâsı için hiçbir şeye muhtaç değildir. Mevcûdât ise, vücud ve bekası için O’na muhtaçtır. Bu âlemde hiçbir şey müstakil değildir. Her şey, O’nun Zat, sıfat, esma ve ef’âliyle kâim olan (Allah’ım)”

Hakemun (حَكَمٌ) : “O (cc), Dünya ve âhiretin mutlak hükümdarıdır. Bütün kâinatın Hâkimi ve Müdebbiri yalnız O’dur. Tekvîni/ fitri kanunlarla bütün âlemin; teklîfî kanunlarla da bütün cin ve insin idare, tedbir, nizam ve intizamı O’nun elinde olan (Allah’ım)”

Adlun (عَدْلٌ) : “O (cc), dünya ve âhirette adâletle muamele eder; her hak sahibinin hakkını verir; haddi aşanları ve zâlimleri cezalandırır, her duaya cevab verir. Vahy-i İlahi ile tesbit ettiği bütün ahkamı, ayn-ı hikmet ve adâletle kâim eden (Allah’ım)”

Kuddûsun (قُدُّوسٌ) : “O (cc) Her türlü şirkten, günahtan, şerden, kötülükten, zulümden ve ehl-i dalaletin efkar-ı batılasından müberra ve münezzehtir. Her şeyi maddeten ve manen temizleyen, (Allah’ım)

اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ

Kısa Meâli:  “(Îmân ile) hayat bulan kimse, (şirk ve küfür ile) ölü olan kimse gibi midir?” (Mü’min, imanı sebebiyle ma’nen diridir. Ehl-i Küfür ve ehl-i şirk ise, küfür ve şirk sebebiyle ma’nen ölüdür. Diri ile ölü bir olmadığı gibi; mü’min ile münkir ve müşrik de bir olmaz.) (En’âm, 122)

Diğer bir mana ile: “Ey Resulüm! Sen, ma’nen ölü idin. Biz, senin kalbini vahy-i İlahi ile  dirilttik. Şimdi sen ile manen ölü olan ehl-i küfür, nasıl müsavi/denk olursunuz? Elbette denk olamazsınız.”

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir